-RANDEVU-
Uzman Psikolog

Mevsimler ruh halimizi bizim sandığımızdan çok daha fazla etkiler. Küresel ısınma ile mevsimler artık bozulsa da, insan davranışları ve insan ruhu mevsimlere göre değişiklikler gösterebilmektedir. Yüksek ya da düşük enerjiye sahip olmak, sağlık, yapılan aktiviteler, uyku ve iştah durumları, stres, keyifsizlikler, mutluluklar, heyecan, korkular ya da endişeler, sevgi ve aşk duyguları bile mevsimlerden fazlasıyla etkilenmektedir.

Havaların ısınmaya başladığı ilkbahar ayları, adeta bütün sosyal ve dış mekan aktivitelerimizin en aza indiği, üşüdüğümüz, hastalandığımız, kat kat giyindiğimiz, iş ve ev arasında mekik dokuduğumuz, ısınmaya çabaladığımız ve karanlıktan başımızı kaldıramadığımız kış aylarına veda etmeye başladığımız zamanlardır. Hem fizyolojik hem de ruhsal açıdan kendimizi daha ılıman ve enerjik hissetmeye başladığımız bu aylarda, mümkün olduğunca kışın acısını çıkarmaya ve sosyal yaşantıya geri dönmeye başlarız.

Dış dünyada değişen ışık, ısı ve doğanın renkleri bizler için de motivasyon oluşturmaktadır. İlkbaharda günler uzamaya başladıkça, aydınlıkta geçirdiğimiz süre artmakta ve bu gün içinde çok daha aktif ve enerjik olmamıza olanak sağlamaktadır. Mevsim geçişlerine bağlı olarak ufak soğuk algınlıkları yaşansa da, bağışıklık sistemimiz, yüzünü gösteren güneşle beraber depoladığı D vitamini ile kendisini kuvvetlendirmektedir. Böylece çalışma hayatından sonrasında da aktivite yapabilecek enerjiye sahip olmuş oluruz.

Peşinden gelen yaz, bol güneş ışığı ve ısınan hava artık tatil ve dinlenme isteyen bedenler için ayrı bir motivasyon oluşturmaktadır. Haftasonları yapılabilecek ufak tefek kaçamaklar ile şehir hayatından uzaklaşmak gündelik stresi oldukça azaltmaktadır. Kısa ya da uzun tatiller, ince kıyafetler, atkı-bere-kazak-çorap ağırlığının bitmesi, toprağa basabilmek, güneşle buluşmak, denize girmek, doğa yürüyüşleri yapmak, yaz mevsiminde daha çok tercih ettiğimiz aktivitelerdir. Dolayısıyla yazları daha enerjik, daha neşeli, daha mutlu ve daha heyecanlı hissedebilmekteyiz. Yaz aşkları (uzun ya da kısa süreni hiç fark etmez) bu enerjik ve heyecanlı duygu durumun bir örneğidir diyebiliriz.

Beğeni, hoşlanma, sevgi ve aşk duyguları da mevsimlerden etkilenebilmektedir. Kendini ısıtmaya, iş-güç için enerji bulmaya, hastalıklardan korunmak için savaşma çabalamaktan kurtaran vücut daha mutlu olmaktadır, böylece daha çok serotonin hormonu salgılamaktadır. Dolayısıyla içimizde biriken mutluluğu diğer kişilerle paylaşma ihtiyacı hissederiz. Yakınlık kurma ihtiyacı, sevmek, sevilmek, paylaşmak ihtiyaçları daha çok ortaya çıkar. Böylece yaşanan aşklar, ufak heyecanlar ya da maceralar yaz aylarında, diğer mevsimlere göre daha fazla olabilmektedir.

Yazın ardından yavaş yavaş kendini hissettiren serinliğin adı, Sonbahar. Güneşin yerini alan bulutlar, yağışlı hava ve yine kendini korumaya çalışan beden ve ruh sağlığından bahsetmekteyiz. Bütün yaz boyunca gezip dolaşan, bolca vitamin depolayan, aşık olan, heyecan duyan, dinlenen, doğaya karışan insan bedeni kendisini yavaş yavaş kapatmaya başlamaktadır. Kendisini soğuklardan ve yağıştan korumak ister ve bu durum da aktivitelerin giderek azalmasına neden olur.

Günler kısaldıkça ve hava soğudukça duygusal olarak çökkünlük hissedilebilmektedir. Sonbahar aylarında sıklıkla depresyon ile karşılaşmaktayız. Genel bir keyifsizlik hali, aktivitelerden haz almama, uyku problemleri, isteksizlik ve ilgisizlik durumları sonbahar ile baş gösterebilir. Eğer bu durumlar 1-2 aydan daha uzun sürmüyorsa, sadece sonbahar süresince yaşanıyorsa buna mevsimsel depresyon diyebiliriz. Güneş ışığına bolca alışan vücudun, yavaş yavaş güneşten uzaklaşması, kalın giyecekler, karanlık ve yağışlı havalar, bolca dış mekan aktiviteleri yaptığımız yaz aylarından sonra bizleri keyifsizliğe sürükleyebilir. Bu durumlarda iç mekan aktivitelerini artırmak, bireysel hobiler edinmek, arkadaş toplantılarını evlere ya da sıcak mekanlara taşımak depresyonu az da olsa önleyecektir. Bununla beraber uyku ve yeme düzenini de yeniden oluşturmak gerekebilmektedir.

Mevsimlerle birlikte yaşam şekilleri ve alışkanlıklar da değişmektedir. Hayatta yaşanan her değişim, alışkanlıkları kıran her yenilik beraberinde stresi de getirmektedir. Kıştan ilkbahara alışmak ile yazdan sonbahara alışmak arasında fark vardır. Sıcak mevsimlerden soğuğa geçiş, aktivite, davranış ve duygu olarak insanları kısıtlılığa ittiği ve sıcak havalarda sahip olduğumuz eneji yavaş yavaş azaldığı için soğuyan mevsimler ruhsal çöküntülere daha müsaittir. Ama bol karlı ve soğuk bir kıştan, ılıman ve yeşil bir ilkbahara geçmek daima içimizi ısıtacak bir deneyim olacaktır. Kışın kendisini ısıtmak ve hastalıklarla mücadele etmeye çalışmak gibi ekstra yükler yüklenen insan bedeni, ilkbaharın gelmesiyle birlikte yaşadığı yorgunluğu üzerinden attıkça, duygu ve düşüncelerimiz de aynı oranda dinlenmekte ve rahatlamaktadır.

Beden ve ruh sağlığı daima iç içe ilerleyen kavramlardır. Bedende yaşanan değişimler, ruhsal dünyamıza; duygu durumumuzda yaşanan değişimler ise bedensel sağlığımıza mutlaka yansımaktadır. Bu yüzden bedenimizi ve ruhumuzu korumak için onlara eşit davranmalıyız.

Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi “Sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur!”.

Sevgiyle..

Klinik Psikolog Başak SARAÇOĞLU EROĞLU