-RANDEVU-
Uzman Psikolog

İNTERNET VE HAYATIMIZDAKİ YERİ

İnternet ve Hayatımızdaki Yeri

İnsan, doğası gereği ihtiyaçları doğrultusunda eylemde bulunan, bu bağlamda duygusal ve bilişsel süreçler yaşayan sosyal bir varlıktır. İnsan ihtiyaçları aslında yıllar öncesinde Abraham Maslow tarafından ele alınmıştır; fakat çağın değişimi ile bu ihtiyaçlara günümüzde bir yenisi eklenmiş gibi görünüyor.

Önce biraz Maslow’u ve teorisini tanıyalım:

Maslow, Brookyln’de doğmuş ve zor bir çocukluk geçirmiştir. Eksik ve ilgisiz bir baba ve cezalandırıcı ve şiddet eğilimli bir annenin çocuğu olarak büyümüştür. Bu durumu kendi sözleriyle şu şekilde ifade etmiştir: “Tüm hayat felsefem, araştırmalarım ve teorilerim köklerini, annemin savunduğu değerlere karşı duyduğum tiksinti ve nefretten almıştır”. Maslow hocaları gibi psikanalitik ekolden ziyade daha davranışçı ve hümanistik psikoloji ekolünü benimsemiş ve teorilerini bu yönde sunmuştur. En önemli teorisine göre her bir insan kendini gerçekleştirmeye yönelik doğuştan bir eğilim taşımaktadır (Maslow, 1970). En yüksek dereceli insan ihtiyacı olan bu hal tüm yetenek ve niteliklerimizi aktif olarak kullanmayı ve potansiyelimizi geliştirip gerçekleştirmeyi içermektedir. Bu ihtiyaçlar sırasıyla fiziksel, güvenlik, ait olma ve sevgi, saygı görme ve son olarak da kendini gerçekleştirme olarak dizilmiştir.

En alt basamakta temel içgüdüsel ihtiyaçları barındıran fiziksel ihtiyaçlar yer almaktadır (su, yiyecek, hava, uyku ve cinsellik), kişi bu ihtiyaçlarının karşılanması durumunda bir sonraki aşamadaki ihtiyaçları doğmaktadır yani; güvenlik ihtiyaçları (kendini güvende hissetme, korunma, düzen, emniyet duygusu). Kısacası karnı aç, susuz bir insan güven veya düzen ihtiyacını düşünmez; önce temel ihtiyaç olan fiziksel ihtiyacını tatmin etmek durumundadır. Bir sonraki basamakta kişinin ait olma ve sevgi ihtiyacı yer almaktadır, bu ihtiyacı da tatmin edildikten sonra başkalarından saygı görme ve kişinin kendine saygı duyması ihtiyacı gelmektedir. Tüm bu ihtiyaçları tatmin olan kişi son basamak olan kendini gerçekleştirme mertebesine erişmektedir. Maslow’a göre çok az insan (insan nüfusunun %1’ inden az) kendini gerçekleştirmiştir.

Kendini gerçekleştirmiş insanda bulunan temel özellikleri Maslow şöyle belirtmiştir:

  1. nesnel bir gerçeklik algısı
  2. kendi yaradılışını olduğu gibi kabullenme
  3. kendini bir tür işe adama ve sorumluluk
  4. davranışlarında doğallık ve sadelik
  5. bağımsızlık, özerklik ve mahremiyet ihtiyacı
  6. yoğun mistik veya doğa üstü deneyimler
  7. tüm insanlığa yönelik empati ve sevgi
  8. konformist (sorgulamadan boyun eğen, kabullenici) bir yaşam tarzına direnç
  9. demokratik karakter yapısı
  10. yaratıcılık tutumu
  11. yüksek derecede sosyal ilgi

Maslow bu özellikleri taşıyan, yani kendini gerçekleştiren insanların nevrozdan uzak ve hemen hemen hepsinin orta yaş ve üzerinde olduğunu kaydetmiştir.

Şimdi bu ihtiyaçlar piramidinde internetin nerede konumlandığını bulalım. Fiziksel ihtiyaçlarımızı karşılamakta interneti de kullandığımız zamanlar mevcut artık. İnternetten yemek siparişi, kılık kıyafet siparişleri vermekteyiz. Hatta cinsellik ihtiyacını dahi karşılamak için çeşitli pornografik internet siteleri ve eş, partner bulma siteleri bulunmakta.

Güvenlik ihtiyacına gelince, devlete ulaşmak için web siteleri, sosyal meya oluşumları bulunuyor. Şehir düzenini sağlamak için emniyet güçlerine ulaşmak bir tık uzağımızda; dolayısıyla bu ihtiyaçlarımızı da internet yoluyla tatmin edebiliyoruz artık.

Ait olma ve sevgi ihtiyacı, başkalarından saygı görme ihtiyacı da yine sosyal medya yoluyla oldukça tatmin edilebilir boyutlarda. Sosyal medya hesaplarında ne kadar fazla arkadaş sahibi olunduğu, yapılan paylaşımları kaç kişinin “like” ettiği, ya da yorum yaptığı popülariteyi arttıran ve kişiye saygınlık kazandıran bir olgu haline geldi.

Peki tüm bu ihtiyaçlarını internet üzerinden tatmin eden kişi kendini gerçekleştirmiş olur mu? Sosyal medya, sanal gerçeklik bizlerin kendini gerçekleştirmesine katkı sağlar mı? Bu sorular bugünün araştırmalarına ışık tutan, üzerinde hala tartışılan sorulardır. Sanal dünya geniş bir yelpazeye sahip olsa da sınırlı bir kitleyi kapsamaktadır. Temel ihtiyaçlar, çocukluk hatta bebeklikten gelen, tüm yaşam boyunca aile, okul ve çevreden alıp ileriye taşınan gereksinimlerdir. Temel ihtiyaçlar bebeklik çağlarında bakım veren kişi (çoğunlukla anne) tarafından karşılanmaktadır ve birey bunları kendi başına nasıl karşılayacağını öğrenir. Bu basamaklar bu şekilde sırayla devam eder. İnternet bu ihtiyaçların aslında hem en altında hem en üstünde hem de tüm bu ihtiyaçlarla iç içedir.

Uzm. Klinik Psikolog Başak Saraçoğlu EROĞLU