PSİKOLOĞA NE ZAMAN GİTMELİ?

Aslında psikoloğa gitmek için kesin ve net bir zaman yok. Batı şartlarında bireysel psikoloğu olmayan ve hayatında destek görmeyen insanları büyük ve kurumsal şirketler işe dahi almıyorlar. Yani aslında bir sinyal olmasa da insanların hayatında kendini tanıması, isteklerini bilmesi, hedef oluşturabilmesi, hayatını daha kaliteli bir şekle getirmesi ve karşılaştığı durumlarda daha bilinçli halde düşünüp hareket edebilmesi için her daim bir profesyonel ile görşüyor olması yararına olacaktır.

Bugünkü toplumda psikologlara olan bakışın hala “deli doktoru” olarak nitelendirilmesi, insanımızın "sadece konuşarak neyi çözebilir ki?", "psikologların ilaç yazma yetkisi yok, ben bir psikiyatriste gideyim bir ilaç alayım ve derdimi unutayım", "ben zaten komşum, arkadaşım, annem-babam.. vs ile de dertleşiyorum, psikologdan ne farkı var ki bi de üstüne para mı vericem?" gibi düşünceler oluşturmasına yol açabiliyor.
Biz psikologlar, komşu-anne-arkadaş gibi karşımızdaki insanla özdeşim kurmuyoruz, tavsiyeler vermiyoruz ve akıl dağıtmıyoruz. Biz karşımızdaki insanı yapmış olduğu tüm doğru ve yanlışlarıyla kabul edip, kendisinin de kendi değerlerini kabullenmesine aldığımız eğitim doğrultusundaki bilgilerimizi kullanarak yardımcı olmaya çalışıyoruz. Amacımız kişinin yaptığı bir hatasını düzeltmek ya da bir sorununu ortadan kaldırmaktan ziyade, her ne yapmış ya da yaşamış ise bunun sonuçlarını görmesini, kabul etmesini ve hayatına devam etmesini sağlamak. Yani “sempati” değil “empati” kurmak.

PSİKOLOĞA NE ZAMAN GİTMELİ?

"Peki ne zaman gitmeliyiz?" sorusuna değinirsek, bu zaman, kişinin hayatında kendisini rahatsız eden herhangi bir durum ile artık kendisinin başa çıkamadığı zamana tekabul eder. Bir insanın hayatındaki bir problem, sorun ya da adı her ne ise bir dakikada varolmaz, zaman içerisinde ilerler ve belli bir yerden sonra kişiyi rahatsız etmeye başlar ve bu da onu birilerinden yardım almaya iter. Zaten bütün mesele ordadır, kişiyi psikoloğun odasının kapısından içeri sokan şey, onun da aslında kendisinde ters gideni fark edip hayata tutunma çabasıdır ve biz psikologlar için çok kıymetlidir. Çünkü ana prensibimize göre kişi destek almaya ya da tedavi olmaya gerçekten istekli değil ise biz ona asla yardımcı olamayız, çünkü kendisini kapatacaktır ve bizim sunduğumuz desteğe de direnç gösterecektir.

Yani kıssadan hisse, psikoloğa gitmek için zaman, kişinin "ben bununla artık yaşamak istemiyorum" dediği zamandır. En büyük adımdır ve zaten iyileşmeye başlamıştır.

 

Uzm. Psikolog Başak Saraçoğlu EROĞLU