SAĞLIKLI BİR BİREYDE CİNSEL İŞLEVLER

Masters ve Johnson’a (Human Sexual Response, 1966) göre cinsel ilişkide “Cinsel Tepki Döngüsü” adı verilen 4 temel fizyolojik evreden bahsedilmektedir (Charlton ve Quatman, 1997). Bu evreler sırasıyla heyecan (uyarılma) evresi, plato evresi, orgazm evresi ve gevşeme (çözülme) evresidir.

Heyecan (uyarılma) Evresi:

Bu evrede genital bölgedeki damarlarda reflekse bağlı genişlemeyle oluşan kan akışındaki değişiklikler söz konusudur. Temel olarak erotik duygu ve düşüncelerin belirmesiyle başlar. Erkeklerde penisin sertleşmesi, kadınlarda ise vajinanın ıslanması ve vajinal dokuların şişmesi ile sonuçlanır. Bu işlevde süre hem bireysel hem deneyimsel olarak değişmektedir, fakat genel olarak erkekler kadınlardan daha çabuk uyarılırlar (Charlton ve Quatman, 1997 ve İncesu, 2004).

Plato Evresi:

Aslında uyarılma evresinin devamı ve orgazm evresine giriş niteliğindedir, haz duygusu ve fizyolojik heyecan en üst seviyededir. Bu evre genital organlarda en çok kan toplandığı andır. Erkek için en sert, kadın için ise kayganlaşmanın ve vajinal ıslaklığın en yüksek olduğu evredir (Charlton ve Quatman, 1997 ve İncesu, 2004).

Orgazm Evresi:

Bütün evreler içinde süre bakımından en kısa fakat duyulan haz bakımından en yoğun evredir. Fiziksel olarak erkeklerde ejakülasyon (boşalma), kadınlarda ise vajina etrafındaki kasların kasılması ile sonuçlanır. Bu kasılmalarla birlikte fiziksel zevk duyumsanır. Kadın ve erkek genital organlarındaki ritmik kasılmalar vücudun dışından gözlenebilir. Masters ve Johnson erkeklerde orgazm evresini iki aşamada açıklamıştır. İlk olarak meni ve spermlerin tutulduğu bölgenin duvarlarındaki kasılmadır ve bunu “boşalmanın kaçınılmazlığı” noktası olarak tanımlamışlardır. İkinci aşamada ise penis etrafındaki kaslar ritmik olarak kasılırlar ve orgazm boşalma ile sonuçlanır. Kadınlarda bu kasılmalar klitoral bölgede ve vajinada oluşur (Charlton ve Quatman, 1997 ve İncesu, 2004).

Gevşeme (çözülme) Evresi:

Bu evre orgazm sonrası kasların rahatladığı ve kan akışının normale döndüğü, cinsel tepki döngüsünün son evresidir. Önceki aşamalarda oluşmuş fizyolojik değişimlerin aynı sırayı takip ederek kaybolmaları şeklinde sürer. Kadın ve erkeklerde farklı bir seyre sahiptir. Erkeklerde penis sertleşmiş halinden, normal haline döner ve belirli bir süre tekrar uyarılamaz. Erkek cinsel açıdan tekrar uyarılabilmek için “inatçı zaman” denilen süreye girer ve bu süre yaşanılan orgazmın yoğunluğuna ve yaşa bağlı olarak değişmektedir. Yaş ilerledikçe inatçı zaman da uzar, genç erkeklerde tekrar uyarılma süresi daha kısa olabilmektedir. Kadınlarda ise gevşeme evresinde inatçı zaman yoktur. Kadın için yeniden uyarılma ile tekrar orgazm olabilmek ve yaşadığı hazzı uzun bir süre aynı seviyede tutabilmek mümkündür. Hatta bazı kadınlar birden çok orgazm yaşayabilirler (Charlton ve Quatman, 1997 ve İncesu, 2004). Şekil 1 ve 2’de erkek ve kadın için Masters ve Johnson cinsel tepki döngülerini görebilirsiniz.

Masters ve Johnson’a göre kadın ve erkek arasında bazı farklılıklar mevcuttur. Bunlardan bazılarını şu şekilde sıralamışlardır:

  • Genel olarak kadınların heyecan (uyarılma) eşiği daha düşüktür; yani kadınlar uyarılmak için daha uzun süreye ve daha fazla uyarana ihtiyaç duyarlar.
  • Plato evresi erkeklerde kadınlardan daha kısadır ve erkekler daha kolay orgazm olurlar.

Sağlıklı Bir Bireyde Cinsel İşlevler

  Şekil 1. Erkekte Cinsel Tepki Döngüsü           Şekil 2. Kadında Cinsel Tepki Döngüsü

 

  • Kadınlar birden çok kez orgazma ulaşabilirler.
  • Gevşeme evresi erkeklerde kadınlardan daha çabuk oluşur ve daha uzun sürer.

Masters ve Johnson bu fizyolojik cinsel tepki döngüsünde birçok noktayı açıklığa kavuşturmuştur. Klinik bulgularını sıralayacak olursak:

  • Cinsel tepki, çok basamaklıdır ve sorunlar bu basamakların herhangi birinde oluşabilir.
  • Erkeklerde sertleşme ve kadınlarda kayganlaşmaya neden olan evre erkeklerde bozulmaya daha yatkındır.
  • Boşalmanın kaçınılmazlığı anını hissedemeyen bir erkek çoğunlukla boşaldığında şaşırır ve erken boşalmaya daha yatkındır.
  • Farklı bireylerin heyecan eğrileri farklıdır, partnerlerin kendi fiziksel zaman farklarını ayarlayabilmeleri tatmin edici bir cinsel işlevliliği beraberinde getirir.

Masters ve Johnson’ın bu tepki modelinden yola çıkan Helen Kaplan, çeşitli araştırmalar sonucu asıl döngü başlangıcının heyecan değil arzu olduğunu ortaya koymuş ve bu açıdan yeni bir model geliştirmiştir. Masters ve Johnson’dan farklı olarak bu model 3 aşamadan oluşmaktadır: Arzu (istek), heyecan ve orgazm (Charlton ve Quatman, 1997).

Arzu (istek):

Genellikle genital organlarda kan akışında bir değişiklik oluşmadan fark edilen cinsel deneyimde ilgi olarak ortaya çıkmaktadır. Kaplan’a göre fiziksel bir iştah olarak tanımlanmaktadır. Hem kadın hem de erkeklerdeki testosteron hormonu cinsel arzuyu arttırmaktadır. Yemekten uzak kalan birey nasıl ki acıkıyorsa, cinsel çıkışlardan uzak kalan birey de cinsel arzuyu o kadar yoğun yaşamaktadır.

Geri kalan heyecan ve orgazm evreleri, Kaplan’ın ortaya çıkardığı modelde de aynı Masters ve Johnson modelinde olduğu gibi oluşmakta ve sürmektedir. Kaplan’ın yaptığı araştırmalar sonucunda vardığı bazı sonuçlar aşağıda sıralandığı gibidir:

  • Cinsel arzu cinsel tepkinin başlangıcıdır, arzu olmadı takdirde cinsel tepki döngüsü oluşmamaktadır. Bu cinsel arzu testosteron hormonuyla bağlantılı oluşmaktadır ve bozuklukları değerlendirmede testosteron ölçümleri önemli rol oynamaktadır.
  • Arzuda oluşacak sorunlar ciddi nörolojik rahatsızlıklardan (tümör, felç, Parkinson) kaynaklanabilmektedir fakat genellikle psikolojik kaynaklıdırlar.
  • Parasempatik sinir sistemini etkileyen ilaçlar uyarılma evresini, sempatik sinir sistemini etkileyen ilaçlar ise orgazm evresini etkilemektedir.
  • Cinsel bozuklukların tedavisi salt psikanalitik tedavilerle değil, multi-disipliner olarak incelenmelidir (hem psikolojik hem nörolojik).
  • Erkek ve kadınlar uyarılma problemleri yaşadıklarında, kafalarında cinsel bir fantezi yaratmaları cinsel performansı artırmakta ve bireyin zevk almasına imkan sağlamaktadır (Charlton ve Quatman, 1997).

 

Uzm. Klinik Psikolog Başak Saraçoğlu EROĞLU